düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Filarmoni orkestrası yöneten komedyen

Televizyonda Cem Yılmaz'ın Borusan İstanbul filarmoni orkestrasını yöneteceği haberi geçiyordu. Aklıma geldi. Dünyanın sayılı komedi sanatçılarından Danny Kay de Newyork Filarmoni orkestrasını yönetmişti.
Çok eğlenceli bir gösteri.
Görmemiş olanlar internette birkaç video halinde bulabilirler.
Aşağıda youtube embed ve linkini yolluyorum.
Tavsiye ederim.

Bu videoyu göremeyenler için link:
http://www.youtube.com/watch?v=RKgBLJO_5nA
Ya da Google da "Danny Kaye conduct New York Philharmonic in Aida " yazın arayın.
Süper gösteriler.

IDO da yeni uygulama

Başlık IDO dan yeni uygulama ama belki eski uygulamadır da ben yeni fark etmişimdir bilemiyorum.
İstanbul deniz otobüsleri oldukça kullandığımız güzel servisler veriyor.
Ama bu seferki bana biraz ilginç geldi.
Örnegin Yalova pendik feribot biletiniz var 16,30 feribotuna.
Siz gemlik civarında bir öncekine yetişebileceginizi farkediyorsunuz. Aslında bir yerlerde durup rahat rahat bilet aldıgınız feribota gitmeden önce yemek yiyecek vaktiniz var.
Fakat siz bir an önce istanbula gideyim diyip yemek falan yemeden bir önceki feribota binmek üzere yola devam ediyorsunuz.
Fakat feribotta boş yer olmasına ragmen siz bir önceki feribota bindiğiniz için cezalandırılıyorsunuz. Fark ücreti alıyorlar.
Bir sonrakine erteleseniz anlarım.
Fakat bir öncekine bindiğiniz zaman şirkete bir sonraki feribottaki yeri satabilmek gibi bir süre avantajı verdiğiniz halde ceza kesiyorlar.
Yani eğer tatilden dönüyorsanız ve/veya acil işiniz yoksa bir önceki feribota binmek için acele etmek yerine o ceza farkını yemeğe ayırın yolda güzel bir iskender kebap yiyin, boşuna ceza farkı ödemeyin.
Bence bu ceza uygulaması biletini öne çekene değil erteleyene yapılmalı.

Astroloji çökmüş



Hani şu gazetelerde yazan fallar var ya.
Ya da daha gelişmiş hali var bu işin.


Hele bir de 300 tl veya daha yukarısını alıp doğum haritası , yıldız haritası gibi şeyler çıkarıyorlarmış.


Merak ettim tutuyomu diye.
İnsanları gökteki yıldızlar etkiliyormuş. Okudum, hep genel laflar.


Bazı astrologlar dünyanın parasını alıp size CD ye kayıt bile yapıyormuş.


Gidince nasıl bir kişilik olduğunu anlatıyorlar.
:)
Ya insan zaten geçmişini ve kendini bilir.
Geleceği bil bakalım.



Zaten bu iş çürütülmüş.
Gelen bir email ile haberimiz oldu. Altta kitabın adı da var isteyen açıp okusun.


---------------------------------------------------------


11 Temmuz 1991 tarihinde astrolojiyi çürüten nihai kanıt geldi. O gün, Ay’ın gölgesi batı yarım küresini süpürüp geçmiş ve böylece en uzun süreli Güneş tutulmalarından biri gerçekleşmişti. O gün çok önemli bir gerçek açığa çıktı. Güneş’in, 11 Temmuz 1991 gününde İkizler takımyıldızında bulunduğu anlaşıldı. Oysa bütün astroloji haritaları, yılın o günlerinde Güneş’in Yengeç Takımyıldızında bulunduğunu öne sürmekteydiler. (Bütün burç fallarında, 21-Haziran – 22 Temmuz tarihleri arasında doğmuş kişiler, Yengeç burcunda gösterilir).
Astrolojinin temel dayanağı çökmüştü. Astrologlar, Yer’in dönme ekseninin yalpalamasının (presesyon) yarattığı yer değişimini hesaplarına katmayı unutmuşlardı (!).
11 Temmuz 1991 tarihi, astrolojinin nihai çöküşünün tarihidir. Ancak astrolojinin bilimsel olarak çürütülmüş olması, elbette çok önemli olmakla birlikte, insanların onun zararlı etkilerinden kurtarılması için yeterli değildir. Bundan sonra yapılması gereken diğer önemli şey, bu bilginin tüm insanlara ulaştırılması ve onların bu bilimsel bilgiyle ikna edilmesidir. Çünkü bilim, insanlara ulaştığı ölçüde bir güçtür.
Yararlanılan Kaynak: Lawrence E. Jerome, Astroloji Çürütüldü, Türkçeye çeviren; E. Renan Pekünlü, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları: No: 94, Ocak 2009 ve Prof. Dr. E. Renan Pekünlü’nün bu kitaba yazdığı “Çevirenin Önsözü”.
------------------------------------------------------------
Bu yazının alındıgı kitap adı yazıyor. Ama yazı nereden alınmış bilmiyorum. Gönderen olursa onu da yayınlayayım. Yorum olarak atabilirsiniz.

Neden özel okullar :(

Aşağıdaki yazı çeşitli arkadaş toplantılarımızda arkadaşlar arasında konuşulan konudur. Bazılarının çocukları özel eğitim kurumlarında okuyor bazıları devlet okulunda.
Sınav zamanları da yaklaştığı için gene bu konuda yazı yazmak istedim. :)
Geçenlerde özel okul ücretlerinin gazetelerde ilan edilmekte olduğunu gördüm. Gördüğüm ücretlere inanamadım. Daha önceki bir yazımda da bahsetmiştim bu konudan ve ben fiyatların küresel kriz yüzünden ineceğini düşünürken artmış ya da aynı kalmış.
Özel okula neden çocuğunuzu yazdırıyorsunuz.
1)Okulun ismi : Yani hava atmak için. Bu hava size yılda 20000-25000 TL ya maloluyorsa daha derin nefes alın parayı çıkarmak için.
2)Eğitim: Tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı uyguluyor. Okul tanıtımında size biz şu sistemi uyguluyoruz falan gibi havalı sözler söylenip tanıtım yapılıyor. Ama sonuçta değişen birşey yok. Aynı kitaplar aynı konular (yabancı dil hariç)
3)Tesis güzel havuz var: Sorun bakalım özel okulda okuyan çocuklara. Kaç kere yararlanmışlar o tesislerden. "Hafta sonları hadi okula gidip spor yapalım veya havuza gidelim" diyen var mı? O tesisler hafta sonu için tekrar satılıyor öğrencilere. Size bir liste geliyor hafta sonu spor programı ücretleri diye. Hafta içi zaten hepsi servisle eve gidiyor. Yani kullanmadığınız ama parası sizin okul ücretlerinden ödenerek yapılmış tesisi kullanacak olursanız tekrar para ödeyeceksiniz.
4)Okul güzel: Okulun yer kaplamaları ve sıraları devlet okullarına göre güzel ama oda bulunduğunuz semtlere bağlı. Oy kullandığmız devlet okullarında klimalar olanlar var sınıfta. Kaldı ki o sınıf dekorasyonunun eğitime etkisi yok. Yani aynı kahveye 2 TL da verebilirsiniz bir kahvecide veya gidip lüks otelde 15 tl verirsiniz. Sonuç ta içtiğin aynı kahve.
5)Yabancı Dil: Yabancı dil için senede 20.000 civarında para vermek sizce gerekir mi? Ana sınıfı ile birlikte ilkögretim 9 senede ögrettikleri ingilizce ile kendi okulunun hazırlık sınıfını geçemiyen ögrenciler çogunlukta. Burada ögrencileri suçlamıyorum tabi. Kaldı ki ortaöğretimde birçok yabancı okul hatta hepsi hazırlık zorunlu diyor. E o zaman en azından ilköğretimde özel okula ne gerek var. Lise de ise 5 yıl oldu hazırlık ile beraber. Yani 5 x 25 yaklaşık 125.000 ytl . Eğer yabancı dil eğitimi için bu parayı verecekseniz bu komik. Bence en yakın dersaneye bir sorun yabancı dili kaç TL ya öğretiyorlar. Eskiden, 30 sene önce dershane sistemi bu kadar iyi değildi yabancı dil için özel okula veriyorlardı. Bu hazırlık sınıfını da iyice gereksiz buluyorum. 4 senede yogun örnegin haftada 10 saat civarı ingilizce yeterlidir.
6)İşe girişte okulun önemi: Bu da gereksiz. Artık firmaların insan kaynakları testler yapıyor. Başvuran adayın çeşitli özellikleri ve becerileri ortaya çıkarılıyor. Istediğin kadar özgeçmişine şu liseden mezun oldum diye yaz. Ingilizce biliyormusun diye bir de sohbet ediliyor. Türk özel okullaının okul ismi ile hava atmalarının pek şansı da yok. Zaten bu sene Yabancı özel okullar sınavlarını bile ayırmışlar ki ben bunlarında günümüzde işe girişte önemi olduğunu düşünmüyorum.
7)Üniversite başarısı: Özel okullarda zaten ilköğretim sonrası yüksek puanlı öğrencileri kapan birkaç tanesi dışında pek bir başarısı yok gibi geliyor bana. Arada burslu birkaç öğrenci alıp onları şu ögrencimiz şurayı kazandı (dersane taktiği) demenin yararı nedir. Ögrencilerin bütününün yüzdesine bakmak gerekiyor. Genelde özel üniversiteleri kazanıyorlar. Neden?. Çünkü puanları düşük. Her özel okuldan mezun olanların kazandığı iyi devlet üniversitelerine veya okulun ögrencilerinin genel sıralamalarına bakmak gerek. %99 başarı diye ilan edilen okulda bakın bakalım nereleri kazanmışlar. Bizim öğrencilerimiz özel üniveristeyi tercih ediyorlar gibi sözler duyabilirsiniz. Öğrencileriniz zorunlu çünkü devlet üniversitesini kazanacak puanı tutturamıyor (lise girişinde yüksek puanlı öğrencileri kapmış birkaç okul hariç). Kaldı ki üniversite başarılarında da okulun değil daha çok dershanenin etkisi oluyor. Okullarda hava atacakları bir veya 2 ögrenciye burs verip onları teşvik ediyorlar.
8)Çocuk güzel yemek yiyecek: Evet ama sen kazık yiyeceksin. Şu anda istanbulda catering firmaları en iyi lüks servis yemeği 8 tl civarına çıkarıyorlar. Normal yemekler 5 tl civarında. Özel Okullar yemege 11 ila 15 tl arasında ücretler alıyorlar.
9)Okul ruhu, birlik beraberlik: Eskiden özel okullar bunu destekler dernekleri aracılıgı ile birlik oluştururlardı. Artık günümüzde tüm okullardaki ögrenciler zaten internet kanalı ile ucuz facebook, msn, yahoo groups ve diğer şekillerde iletişim içindeler. Kaldıki özel okulların çoğunda bu ekip, okul, birliktelik ruhu oluşturulamıyor. Eski köklü anadolu liseleri ve birkaç yabancı okulda olabilir.

Ben bu sene özel okullar ücret indirmezse Anadolu liseleri ile özel okullar arasında puan farkının açılacağını özel okulların giderek daha düşük puanla öğrenci alacağını düşünüyorum. Ayrıca okul ruhu da gelecekte onlara pek fayda sağlamıyor.
En önemlisi becerisine uygun mutlu olabileceği bir üniversite. Burada dikkat ederseniz yüksek puanlı bölüm demedim. Çünkü para kazanma ilede mutluluk ve başarı ile de puandan çok kendisine uygun olması daha önemli. Ama yüksek puan girebileceğiniz bölüm sayısını artırıyor, seçenek çoğalıyor. Bir de yabancı dil öğrenirse gerisi şansa ve çalışmaya kalmış :)
Konu ile ilgili diğer yazılar için tıklayınız.

Simitçi köşkleri


Simit çocukluğumdan beri sevdiğim bir yiyecek. Türk tipi hızlı yemek (fast food-Türkçesini bilmeyenler için yazdım)

Son zamanlarda Istanbulda simit sarayı köşkü dükkanı bakkalı gibi isimlerle bir sürü simitçi açıldı. Güzel bir iş fikri ama acaba servis de güzelmi?

Geçenlerde işim dolayısı ile Şişli civarına gitmiştim. Öğle vakti 15-20 dakika bir boş vaktim vardı. Simitçilerden birini gördüm. Bir deneyelim bakalım diyip girdim.

Resimdeki gibi ısıtılmış bir simit ve çay verdiler.

Çay güzeldi. Ama sizce bu simitin sunumu güzelmi? Kaşar normalde simit arasında olmalı.
Burada üstünde ve eriyip iyice akmış.
Lezzet deseniz hem simit hemde kaşarı beğenmedim. Belkide ısıtma oranından ya da benim şansıma gittiğim saat itibariyle bayatlamış olabilir.
Buranın adını yazmadım belki iyi bir yerdir de bana denk gelmiş olabilir diye.
Bu simit dükkanlarından beğendiğiniz var mı? Tavsiye edilene bir daha gitmek istiyorum.
Yemek olarak ucuz düşünülebilir. Ama ne ile kıyaslandığına bağlı. Bu simit çay 4 tl , aynı şekilde de bir hamburger bir kola da 4 tl civarında.
Farklı tarzda ve lezzetle yiyecekler ama bu tür yerel yiyeceklerinde biraz sunumuna dikkat etmeleri iyi olur diye düşünüyorum.
Kriz ortamında ucuz yemek yerleri hakkında tavsiye yazıları yazayım bari. :))

Sır la parayı sağlığı ..... çekin :))

Son zamanlarda her yerde bir sır furyasıdır gidiyor.
Tüm kitapçıların vitrininde internet sitelerinde sırlardan bahsediliyor. Tabi yalnız sır değil, nlp, yaşam koçu gibi bir sürü para kazanma metodu türedi.

Hayatın sırrı, sırrının sırrı, paranın sırrı, anahtarlar, çekim yasası ile parayı çekin, düşün ve zengin ol ve daha bir sürü benzer sözle yazılmış kitaplar bulabilirsiniz.

Bunlarda genel özet şu:
1) ne istiyorsanız isteyin
2) istediğinizi görselleştirin (örneğin para isterseniz gözönüne para asın, ev ise evin resmini)
3) istediğinizi alın

Arada bir de çalışın demeyi unutuyorlar.

Oldu; ben bu küresel kriz ortamında para resmine bakim para gelsin.

Aslında gerçekten işe yarıyo bu kitaplar parayı çekiyor ama yazarları için için geçerli bu. :)
Yazarları para kazanıyor. Bunu kullanıp para resmine bakıp para kazanan varmı acaba?

Bu kitapların yine de şöyle bir faydası olabilir. En azından moraliniz düzelebilir ve kişisel gelişiminize faydası olabilir. Ama mutlaka üzerine bilgi ve çalışma katmak gerek. :)) . Çok basit kitaplar. Televizyon karşısında bile rahatça okunabilen kitaplar. Genelde hepsi birbirine benziyor. Bazılarını merak ettiğim için okudum ilerki yazlarımda yazmayı düşünüyorum.

Özel okullarda küresel kriz etkisi

Geçen SBS sınavları için başvurulardan bahsedilirken aklıma geldi.
Bu sene özel okullarda (kolej de diyorlar ya) ilköğretim ve liselerinde öğrenci kayıtlarında oldukça problem yaşanabilir.
Özellikler liselere kayıtlarda yüksek puan alanlar anadolu liselerine kayıt yaptıracak.
Özel okullar düşük puanlı öğrencileri kayıt yapmak zorunda kalabilir.
Geçtiğimiz yıllarda bile birçogu en düşük kaç puanla öğrenci aldığını açıklamaya çekinirken, bakalım bu sene ne yapacaklar.
Fiyatlar oldukça yüksek. Avrupa'dan yüksek olduğu söyleniyor. Kişi başına düşen kazanç oranına bakılırsa oldukça yüksek. IStanbul'daki okullar aynı hizmeti veren diğer kentlere göre de yüksek.
Geçen yıl yazdığım bir yazıda da OKS sınavı ve okulların durumundan bahsetmiştim.
http://evhobi.blogspot.com/2008/08/oks-snav-ve-yerletirmeler.html

Basit zayıflama sistemi

Her gün yeni bir zayıflama sistemi, bilmemne diyeti diye bir yazı çıkıyor. Yeter ya bu kadar çeşit olurmu diyen de yok. Herkes hepsini takip mi ediyor.
En basit sistem şu:
Herkesin günlük bir hareket ettiği miktar var, yaklaşık olarak pek değişiklik göstermez.
Yine herkesin günde yediği yemek miktarı ve çeşitleri de yaklaşık aynıdır.
Yani zayıflamak isteyen hergünkü hareketini artırır (örneğin biraz fazla yürür) yediğini biraz azaltır.
Bu kadar basit.
Yoksa bişey yemiyorum yine de şişmanlıyorum diyenler bi takip etsinler bakalım gerçekten yemiyorlarmı ? :))
İnsanlar gidip spor salonlarına para verip merdiven aletini kullanıyorlar sonra eve gelip merdivenden çıkmak yerine asansör bekliyorlar. Anlaşılır gibi değil. Çıksana merdivenden. Bedava diyemi çıkmıyosun
:))

Ama sağlığı bozuksa hekime gitsin tahlilini yaptırsın uygun diyeti alsın.
Biraz esprili olan bu yazıda gerçek payı yokmu sizce?

Diğer sağlık yazıları için tıklayınız.

Mac Gyver tipi diziler neden yok


Şu sıralar TV lerde cadı, peri, polis, mafya, dizileri bol miktarda var.

Zzaten bişey tutunca benzeri anında yapılıyor. Şu anda hangi kanalı açsanız bir cadılı perili dizi çıkıyor karşınıza.

Bir zamanlar MacGyver diye bir dizi vardı. Becerikli bir ajan hiç silah kullanmadan evde veya en yakın markette bulunan kimyasallar ve araç gereç ile bir takım basit çözümler oluşturup kurtulur ve olayları çözerdi. Cebindeki, bir İsviçre ordu bıçağı (Swiss Army knife) veya çakı ile bir yapışkanlı kuvvetli bant ("duct tape" veya bazen "duck tape" de deniliyor) birçok zor durumdan kolayca sıyrılmasını bilirdi. Kendin yap tarzı bir ajan :)

Bu tür filmler en azından çocuklara ve gençler bilimi sevdirir öğrenmeye yöneltir. Hobi edinirler, birşeylerle uğraşmanın öğrenmenin vakit geçirmekte, bilgisayar veya tv ekranındaki kendilerine hiçbir yarar sağlamayan programlardan daha önemli olacağını anlarlar.

Perilerden cadılardan yarar sağlamak yerine bilginin önemini anlarlar.

Bir "BUTİK" lafıdır gidiyor

Son zamanlarda bir sürü şeyin az satanına, küçük olanına butik demeye başladılar.
Örneğin butik oteller. Ufak pansiyon gibi otellere , "ama biz butik oteliz" diye yüksek konaklama bedeli isteniyor.
Yada az satan su firmaları " ama bizimki butik su " diyor. Dershanelerden küçük olanlar "biz butik dershaneyiz" öğrenci ile daha çok ilgileniyoruz diyor.
Böyle bir sürü örnek var, herşeyin az satanı veya küçük olanına bir "butik" lafı ekleyip ilginç hale getirmeye çalışıyorlar.
Kimse de "yaa senin ne özelliğin var, sen neden butiksin" demiyor. Hani eski bir yeldeğirmeninin içine, veya bir kalenin, peribacasının içine bir otel yapıp bizim özelliğimiz var dersin. Kaliteli bir hizmette sunarsın, o zaman butik otel olabilirsin. Ama sahilde (hatta bazen deniz kenarı bile olmadan) bir bina yapıp, az odan varsa benim otelim butik otel demek neden anlamıyorum. Hani küçük otel , lüks otel diyebilirsin, ama butik lafı neden.
Dersaneler de benzer durum var. 3 öğretmen bir apartman dairesinde birkaç öğrenciye ders verip butik dershane bizimki diyor. Hatta biraz meşhur olurlarsa sınavla öğrenci alıyoruz diyor.
Bakalım başka nelerin butikleri var daha. Ben bu butik lafını anlamıyorum. Bu butik sözcüğünü kullanmak bir iş fikri sanılıyor olabilir mi?

:))

OKS sınavı ve yerleştirmeler

Şu anda Türkiye de birçok aile okul okul dolaşıp acaba hangi okul kaç puana düştü de çocuğumu kaydettirsem diye koşturuyor. Ulkemizde sınavdan bol bişey yok. OKS, sbs, öss, vs......Bir de bunlar kendi içlerinde meslek okulları, güzel sanatlar askeri okullar diye ayrılıyor :) . Anadolu liseleri TM ve MF puanlarına göre özel okullar özel okul puanına göre alıyor. Ama bazı özel okullar TM puanına da bakıyorlarmış. Yani durum fena halde karışık gibi görünüyor.
Veliler bir de kaydedilen okulun öss başarısına bakıyor. Bence burada bir yanlışlık var. Bazı okullar (özel okullar veya anadolu liseleri) en üst dilimdeki yani ilk %1 deki (hatta 90 net veya tüm soruları yapmış ögrenciler) ögrencileri alıyor sonra üniversite sınavında ÖSS başarımız %99 falan diye reklam yapıyorlar. İyi ama zaten 100% olması gerekir , sen OKS (veya bundan sonra SBS) sınavında en yüksek ögrenciyi almışsın (%100 yapan ilk %1 deki grup) şimdi % 99 olursa başarısızsın demektir. O çocuk zaten hangi okulda olursa olsun başarılı olur.
Bence başarı %60 taki ögrenciyi alıp bu öğrencileri ilk %30 grubuna sokan okullarındır. Bu okullar OKS sınavında aldıgı ilk %60 taki ögrencileri ÖSS sınavında ilk %30 a bile girecek kadar yetiştirebilirse çok başarılıdır demektir. Yani ilkögretimden mezun olan ögrencilerin en başarılılarını alıp sonra üniversite giriş sınavıında şöyle başarılıyız demek çok anlamlı değil. Başarısız olması için özel çaba sarfetmek lazım zaten o ögrencileri başarısız yapmak için. Bakıyorum birçok özel liseler (kendilerine kolej de diyorlar) rahat rahat taban puan açıklayamıyorlar. Özel okullar sitelerinde hep çağdaşlıktan bahsediyor ama sitelerinde taban puan bile açıklayamıyorlar. Acaba bu puana ögrenci aldıgımız duyulursa itibarımız zedelenirmi diye düşünüyorlar. Birkaç Fransız okulunun sitesinde açıkça yazmışlar. Taban puanlarını ve kaç kişinin kayıt oldugunu. Bence çok güzel bir hareket. ( Bu arada bu özel okullarla hiçbir ilgim yok :) ) . Internet siteleri de güncelleniyor. Hatta geçmiş senelrde en düşük kaç puanlı öğrenciyi aldıkları bile yazılmış. Meşhur, çok köklü Türk özel okullarının da, özel okullar derneğinin sitesi ise bence hızlı güncellenmeyen oldukça geç bilgi veren bir siteler. Şu anda okullar 2. önkayıt puanlarını açıklamışken henüz hala 1. ön kayıt dönemi yayınlıyorlar.
Yani özel Türk okulları bence puan açıklamaktan korkmasalar daha iyi olur. Özel okul oldukları için kontenjanı doldurmak için düşük puanlı öğrenci almalarında hiç sakınca yok. Önemli olan bu öğrencileri üniversite sınavında kaç puana yükseltebildikleri. Yoksa adı duyulmuş en yüksek puanlı ögrencileri kapıp zaten başarılı ögrenciler ile başarılı olmak tabiki daha kolay.
Anadolu liseleri ve diğer okulların puanları ve yerleştirmeleri, okulların boş kontenjanları çok düzenli bir şekilde http://oges.meb.gov.tr/ sitesinde yayınlanıyor. Şu anda boş kontenjan görünüyor fakat 2. yerleştirmede herşey yerine oturur ve kafalardaki soru işaretleri yok olur.
Özel okullar birliğinin sitesi ise http://www.ozokbir.org/ veya derneği http://www.ozelokullardernegi.org.tr/. Özel okulların çoğu hala interneti kullanmak yerine telefonla arayın yardımcı oluruz şeklinde cevaplar verilebiliyor. Yada siz başvurun biz sizi sizin puana düştüğümüzde ararız diyorlar. Özel okullar kendi sitelerinde (bahsettiğim birkaç Fransız ve diğer bazı okullar hariç) güncelleme yapmıyorlar, taban puanlarını da yayınlayamıyorlar.
Özel okulların bu konuda en azından seneye interneti daha iyi kullanır hale gelmesini ve şeffaf bir şekilde puanları açıklamasını umarım.

TV de mucit yarışmaları

Bir ara arka arkaya çeşitli televizyon kanallarında mucitler, faydalı ürün cihaz yarışmaları yapılıyordu. İnsanların yaratıcılıklarını artıran düşünmeye, üretmeye sevkeden araç gereçlerde yapılmıştı. Bence çok yararlı programlardı.

Bugün bazı kanallarda yapılan bilgi gerektirmeden sayı söylenerek kutu açtıran yarışmalardan daha iyi idi. Bu yarışmalarda boşa vakit geçirmek eğlenmek isteyenler için fena sayılmayabilir tabi.

İnsanlar hobileri veya işleri ile uğraşırken hayal ettikleri veya akıllarına gelen bir düşünceyi gerçekleştirerek pratik ürünler yapıyorlardı.

Tabi bence bazıları (diger yarışmalarda oldugu gibi) çevresi geniş olan insanlar, email grupları ve diger yollar ile yardım talep edip kazanmayı sağlayabilirler. GErçi bu da yarışmacıların becerisi sayılır mı bilmiyorum .

Bunun önlenebilmesi için bu yarışmalarda kazananların yarışmadan sonra kazandıkları ile gerçekten bu ürünlerin yapılıp yapılmadığı kazanaların bu konuda çalışıp çalışmadığı gibi programlar yapılsa iyi olabilir.

Yarışmaların kazananları ne yapıyor acaba, gerçekten kazandıkları proje içinmi harcadılar?

3 şeyi doğru seç

Eger;
ilerde bir gun arkanı donup KESKE demek istemiyorsan.
3 Seyi dogru sec..
1)Eşini doğru seç.
Dogru eş her zaman uzun zaman flort ettigin kisi degildir.
Onemli olan kisa zamanda da olsa fikirlerinin uyustugu,
Yasam tarzlarinin benzedigi,
Espri anlayisinin yakin oldugu,
Zor zamanlarin da hep yaninda olacagini bildigin,
Dertlerini, sevinclerini paylasabilecegin,
Fikirlerine, olaylara bakis acisina guvendigin,
Senin fikirlerine saygi duyan, Konusmaktan sıkılmayacagın,
Hayata kustugun zaman seni terk etmeyen ,
Gozlerine baktiginda ne soylemek istedigini anladigin,
Ayni zamanda iyi bir arkadas,
Fiziksel gorunusun disinda da seni sen oldugun icin sevebilecek ve bunu kaldirabilecek birini es olarak secmelisin!!!
Hatta hayatta insanin karsisina ya 1 ya da 2 kere cikar, belki de hic cikmaz... Onemli olan onu fark edebilmek.
Eger bu satirlari okundugunda aklindan bu ozellikleri barindiran bir isim gecirmissen cok sanlisin.
Ne olursa olsun onunla birlikte olmak icin elinden geleni yap.
Cunku bir daha onun gibisini bulma sansin cok az emin ol.
Eger bu satirlar sana boyle birini cagristirmiyorsa.. Belki etrafina bakman yeterli olacaktir.

2)İsini dogru sec...
Dogru is rahat is degildir.
Cok kazandiran de degildir.
Kariyer de degildir.
Klimali buro ortami da degildir..
Dogru is olmaktan zevk aldigin yerdir.
Sabahleyin kalktiginda gitmekte usenmedigin, bikmadigin yerdir. Tabii yaninda rahatlik, para, kariyer varsa ne ala...

3)Arkadaslarini dogru sec.
Cok sayida arkadasin olmasi 'iyi arkadasin' oldugunun ispati degildir.
Guzel gunlerdeki arkadasliklar gecicidir.
Kiskancliklarini yaralayan elestirilerle anlatan arkadas
Ne kadar arkadas iyi dusun ...ve
Mutluluklarinin yaninda,
Acilarini da paylasabilecegin,
Fikirlerine ihtiyac duyabilecegin,
Her zaman yaninda olmasini isteyecegin,
Senin madden degil manen zengin eden,
Bir tek arkadas bile sana cok seyler katacaktir.
Bunu unutma. Unutma ki hayatin guzelliklerini kacirma

Bu da email ile gelen kaynağı belirsiz yazılardan biri. Bilen varsa göndersin link verelim.

Istanbul-1 Mayıs - Trafik

Geçen sene Istanbul 'da boğaz köprülerinde tek şerit uygulaması yapılmış ve birçok insan işine öğrenciler de okula geç kalmıştı.
Bu sene de bazı vapur seferleri (örneğin: Şehir hatları seferlerinde Kabataş-Beşiktaş-Karaköy'den vapur seferi) yapılmayacak, dolayısı ile birçok insanın köprülerden işine gitmesi gerekeceği için köprülerde yoğunlaşma olacaktır.
Bir de yine kontrol için şerit azaltırlarsa Istanbul lulara yazık olacak.
Acil işi olmayan gitmese iyi olacak yarın gibi.
Beyoğlu'nda 41, Şişli'de 19, Kağıthane ilçesinde de 6 olmak üzere toplam 66 ilköğretim okulunun yarın için tatil edildi.
Fakat köprüleri veya bu yolları kullanarak giden diğer okullarda okuyanlar bakalım nasıl ulaşacak.
Bence tüm okullar tatil edilerek en azından trafik yükü azaltılabilir.

Insanları tanıyabilirmisiniz

Kendinizi ve insanları keşfetmek zordur.

İki kere düşünün Bir şeye karar vermeden önce 2 defa düşünün!

Özürlü sekiz çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına rastlasaydınız, ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz? Bu sorunun yanıtını vermeden önce lütfen aşağıdaki soruyu okuyun.


Şimdi bir dünya lideri seçme zamanı ve sizin oyunuz da sonucu etkileyecek. İşte üç aday hakkındaki gerçekler:

1. aday: Sahtekar siyasetçilerle işbirliği içinde ve falcılara danışıyor. İki metresi olmuş. Paket paket sigara ve günde 8 ile 10 bardak martini içiyor.

2. aday:İki kere işten atılmış, öğlene kadar uyur. Üniversitedeyken uyuşturucu kullanmış ve her gece 1 litre viski içiyor.

3. aday: Madalya almış bir savaş kahramanı, vejeteryan, sigara içmiyor. Nadiren bira içer ve evlilik dışı hiçbir ilişkisi olmamış.

Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu?

Önce karar verin, kopya çekmek yok, daha sonra aşağıdaki yanıta bakın lütfen!






1. aday: Franklin D. Roosevelt
2. aday: Winston Churchill
3. aday: Adolf Hitler
ve bu arada... Kürtaj sorusuna eğer evet dediyseniz, Beethoven'i öldürdünüz !!!


Bu yazı email yolu ile geldi . Ilginç ama doğruluğunu bilmiyorum. Kaynağını bilenler gönderebilirlerse iyi olur.

Istanbul'un trafik sorununa bisiklet yolları


İstanbul da trafik sorunu herkesin bildiği bir gerçek. Bunda ana neden yıllardır (belki 50 yıldır) yapılan hatalı yerleşim plan hataları yani şehir merkezinde fazla yapılaşma izinleri ve birçok neden sayılabilir.

Ama en azından bazı bölgelerinin bisiklet kullanımına uygun olduğunu düşünüyorum. Hiç değilse bu bölgelerde bisiklet yolları yapılsa, sürücüler bisiklet kullananlara saygılı davransa trafiğe en azından insanların sağlığına katkısı olabilir.


Istanbul'da benim gördüğüm nadir bisiklet yolları Anadolu yakasındadır. Bunların en çok kullanılanı sayın Bedrettin Dalan zamanında yapılan sahil yolundadır ve halen belediyelerce çok iyi bakılmaktadır. Tabi bazı sürücülerin inatla bariyerin üstünden geçip park etmeleri hariç kesintisiz ve uzun bir bisiklet yolu.
Bir de herkesin bilmediği ve kullanılmayan bir bisiklet yolu var.

Göztepe de Fahrettin Kerim Gökay Caddesi ile Bağdat caddesini birleştiren Tütüncü Mehmet Efendi caddesi (istasyon caddesi) üzerinde bir bisiklet yolu. Bisiklet yolu olduğunu gösteren tabelası da var.

Bu yolda ben hiç bisiklet görmedim. Belki yokuş olduğundan. Ama kullanılsa iyi olur. Yayalarda oranın bisiklet yolu olduğunu biliyorlar mı emin değilim.



Acaba tabela nın yanında birde bisiklet resimleri mi yapılsa yere.?

Bir başka ilginç nokta bisiklet yolunun ortasında bir otobüs durağı var (Tütüncü Mehmet Efendi durağı sanırım). Bisikletin otobüs durağı ile yanda park etmiş arabaların arasında kalan boşluktan geçmesi gerekecek. Bisiklet kullanılmadığı için sorun yok :)

Bisiklet kullanan olursa da yayaların bağırması ve kavşaklarda diğer araçların kornalarına maruz kalabileceği de muhtemel.
Neden bisiklet kullanımı yaygınlaşmıyor. :)
Yollarda bisiklete binmek yerine spor salonlarındaki bisikletlere binmek daha güvenli :)

İçinden geleni yap- Opera söyle

Hayatta herşeyi sonraya erteliyoruz. Yarın yaparım, emekli olunca yaparım, şunu da halledeyim sonra diye hoşumuza giden şeyler, hobiler hep erteleniyor.


Ama bir telefon satıcısı yarışmaya katılıp Giacomo Puccini nin Turandot operasından Nessun Dorma aryasını söylüyor.


Telefon satıcısı, sahneye çıkıp bir opera söyleyeceğini söyledigi zaman, jürinin yüz ifadelerinde küçümseyici bir tavır seziliyor. Kıyafet, diş yapısı tipi herkeste bir olumsuz kanı uyandırıyor.


Adam basit bir cep telefonu satıcısı ama bir opera sanatçısı gibi okuyor.

Etkilenmemek mümkün değil. Zaten jüri ve seyircilerde çok etkileniyor.

Cok etkileyici...http://www.maniacworld.com/Phone-Salesman-Amazes-Crowd.html


Çok zor çevresel etkileri kırıp içimizden geleni yapmak kolay değil, ama en azından yapanları takdir edebiliriz. Bence sevdiğimiz işlere vakit ayırmak, hatta hobimiz olabilecek işlerde çalışırsak o çalışmak değil eğlence olur.

En çok para kazanan bloglar

Internette gördüğümüz kadarı ile en çok para kazanan bloglar daha çok internetten nasıl para kazanılacağını gösteren bloglar gibi gözüküyor.
Ornegin ayda 15000 doların üzerinde kazandıgını yazan ve nasıl kazanılacağını anlatan bir blog var, adı problogger. Yapan kişinin adı Darren Rowse. Kendisini full time blogger olarak tanımlıyor, yani başka işi yok. Sadece bloglarından para kazanıyor ve nasıl para kazandığını anlatıyor. En iyi hangi reklam firmaları ödüyor, nasıl blog yapmak lazım şeklinde yazılar var. Yıllık 100.000 doların üzerinde kazanıyormuş.
Bir diğer blog da John Chow dot Com. Burada sıfırdan ayda 27000 dolar gelire sadece blog yaparak nasıl ulaştığını anlatarak kazandığını söylüyor.

Internet siteleri ve kopyacılık

Internet ten aynı konu hakkında arka arkaya birkaç mail gelince yazmak istedim.
Bazı siteler alelacele sadece google reklamlarından para kazanmak için kurulup birkaç başka siteden, herbirinden 8-10 tane yazı kopyalayarak site oluşturuyorlar. Bu tür sitelere bir tepki oluşmuş heraldeki anında bazı gençler bunları tespit edip , hemen site sahiplerini bu sitede sizin sitenizden birçok yazı kopyalanmış üstelik alıntı linki de verilmemiş diye email yolluyorlar, hemde kopya sitenin sahibinin adı soyadı adresi telefon numarası ve adresi bile gönderiliyor. Bana da geldi.
Kopya siteler sadece google reklamları için değil ilerde tıklama sayesinde site satılmak için yapılıyorsa içeriğin kopya olduğunu görenin alacağını da sanmıyorum. Zaten google aramaları ile kopya yazıların nerden alındığı anında anlaşılıyor.
Para kazanmak için gençlerin özgün birşeyler yaratması daha dogru olacaktır. Yoksa bizde google yaratıcıları veya Steve Jobs gibi girişimcilerin çıkması zor. Ayrıca bildiğim kadarı ile hobi blogları pek para getirmiyor, esas para getiren bloglar internetten nasıl para kazanılır şeklinde ve ingilizce olanlar.
Etik olarak dogru bulmuyorum. En azından alındıgı sitenin adresi buradan alınmıştır diye verilmeli, ve bir siteyi veya ürünü tanıtacaksanız o siteden 1 veya 2 yazı alabilirsiniz. Ama siteyi kopya edercesine birçok yazıyı kopya etmek doğru bir hareket değil.
Bu blogda (http://www.evhobi.blogspot.com/) yazıların alındıgı sitelere mutlaka link verilmiş, hatta bazılarında email ile izin alınmıştır. Bazı yazılarda direk olarak yayınlanmak için bize gönderilmiştir dolayısı ile bazılarının aynıları başka sitelerde bulunabilir. Bazı yazılarda kardeş bloglardan alınmıştır.
Ancak anonim sayılabilecek email ile dolaşan kaynağı belli olmayan yazılar kaynağı bilinmediğinden link verilmemiş kaynağı bildirilirse link verilecektir.